Yabancı Dilimiz Türkçe

           Bugünlerde, bulunduğum her ortamda duyduğum bir şey var: “İnsanın en az bir yabancı dili olmalı.” Günümüz dünyasında bu düşünceye katılmamak mümkün değil elbette. Hatta belki, biz üniversite öğrencileri için çok daha önemli bile. Hocalarımızdan, ailelerimizden bu yönde istekleri sıkça duyar olduk. Öyle ki ailelerimiz, bizim bu yönümüzle övünür ya da utanç duyar hale geldi.

–          Sizin çocuğun yabancı dili var mı?

–          Var ya! Maşallah ana dili gibi konuşuyor.

–          Peki ana dilini nasıl konuşuyor?

–          …?

    “Bu ne garip bir soru, ana dilini nasıl konuşuyor da ne demek yani? İşte senin benim gibi konuşuyor.” mu diyecektiniz yoksa?

         En iyisi ben cevap vereyim. Senin, benim gibi konuşamıyor. Evet, yazık ki ülkemizde gençliğin neredeyse yarıdan fazlası Türkçeyi konuşamıyor. Artık, telefonda “Ahmet ben!” diyen, tekrar arar mısınız deyince “Dönerim tabi.” diyerek cevap veren bir gençlik var ülkemizde. Sabah “Hello”, akşam “Bay”…

       Daha konuşmadaki bu sorunları çözememişken hatta tartışamamışken, bu illetin başka yerlere de bulaştığını gördük. Biri çıkıp “Aşık olsam, aşık olsam.” (“a” sesi kısa, “ı” sesi uzun olarak) diye inliyor. Kimse ona “Bu sesleniş kemik olmak için mi?” demiyor. Bir başkası da çıkıyor, “Chat Kapı” adında bir yer açıyor. “Galiba sohbet var burada.” deyip gidiyoruz. Kapı açılıyor, adam: “ Çat Kapı’ya hoş geldiniz” diyor, biz anlamıyoruz! Artık sağınızda “fast food”, solunuzda “first class”… “Burası Türkiye mi?” diyesi geliyor insanın. Ne oldu bize? Dünyaya insanlık  öğreten kültürümüze, bunu herkese anlatan dilimize ne oldu? Dünyanın en büyük dilcileri Türkçe üzerine ihtisas yaparken, biz dilimizi öğrenemiyor, öğretemiyoruz. Daha ilkokul 4. sınıfta başlıyor yabancı dil eğitimi. Türkçe mi? O zaten bizim dilimiz, onu öğretmeye ne gerek var. Hem zaten Türkiye’de tanınmak, bilinmek için Türkçeye ihtiyacınız yok ki! Yabancı diliniz varsa tamam. Türkçe konuşamasanız da olur.

       Kafanızı kaldırın bir bakın. Kaç devlet büyüğü(!) üç cümleyi üst üste doğru konuşabiliyor? Ama devlet büyüğü işte. Önemli olan da bu zaten! Ne, haber sunucuları ne üniversite öğrencileri ve ne de bir başkası… Kimse Türkçeyi doğru konuşamıyor. Batı, kültürünü feda eden bir Türk gençliği istiyordu, biz ikramiye olarak dilimizi de feda ettik.

Çünkü dil, kültürün teminatı idi.

               Aslında bütün bunlar kimsenin umurunda da değil doğrusu. Nasılsa Batılılaşıyoruz ya! Dilimiz de Batılılaşsa ne olur sanki? Onlar uygar ülkeler, öyle konuşuyorlarsa bir bildikleri vardır elbet. Önemli olan onlar gibi olmak, onlar gibi konuşmak değil mi? Her sabah birbirimize “Hello!” desek, ne kaybederiz? Hatta belki kazancımız bile olur.“Türkiye de uygarlaşıyor.” derler. Vay be! Niye daha önce düşünemedi kimse bunu? O kadar okumuş(!) insan Türkçeyi bir kenara bırakıp boşuna yabancı dil öğrenmiyor ya! Bizim usta edebiyatçılarımız da bir garip. “Yabancı dil bilmek meziyet ama kendi dilini konuşamamak ayıptır.” demiş birisi. Ne demek acaba? Sonra bir başkası bilmem kaçıncı yüzyılda çıkıp Türkçenin Arapçadan üstün olduğunu gösteren bir kitap yazmış. Yani ne gerek var ustam. Yorulmuşsun, zahmet etmişsin. İyi ki gençliğimiz akıllı. Kültürmüş, milliyetçilikmiş; böyle basit şeylerle vakit kaybetmiyor. Bazen aklıma gelmiyor değil. Yüzyıllar boyu atalarımız, bu basit kavramlar için az mı kılıç sallamıştı, az mı kan dökmüştü, az mı can vermişti? Hiç gerek yokmuş oysa. Baksanıza onlar hiç kan dökmeden ama kanımıza girerek sindiriyorlar kültürlerini içimize.

           Onlar gibi giyindik, onlar gibi yaşadık, şimdi de onlar gibi konuşuyoruz. Geriye onlar gibi yapacağımız ne kaldı bilmiyorum. Dili olmayan millet, millet midir ki? Heba ediyoruz koca bir milleti, koca bir dili.

               Şu karamsar tablonun bir yerinden ufuk görebiliyor musunuz? Ben göreyim diye kaldırıyorum başımı, karşımda on Türk genci. Yedisi yabancı dil biliyormuş. Soruyorum: “Yabancı diliniz ne?” Onlar konuşmaya başlıyor, ben anlıyorum. Yabancı dilleri Türkçe… [1]

Semra DEMİR


[1] Bu yazı 2009 yılının Haziran ayında Türk Dil Kurumu ve Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi işbirliği ile düzenlenen “Türkçemiz” adlı deneme yarışmasında birincilik ödülü almıştır.