TÜRK EDEBİYATI TARİHİ

BİBLİYOGRAFYA ÇALIŞMASI

GİRİŞ

TDK’nın Türkçe Sözlük’ünde; “Bütün edebi hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap; yazın tarihi.” (Akalın vd. 2005: 600) şeklinde açıklanan “edebiyat tarihi” için birçok [1] tanım yapılmıştır. Bizim genel bir ifade ile; “Bir millete ait ve ‘edebiyat’ tanımı içerisinde kendine yer bulabilen dönem, kişi, eser, olay ve durumları kronolojik olarak ve belli bir sistem dahilinde inceleyen, tahlil eden, yorumlayan bilim dalıdır.” Şeklinde tanımlayabileceğimiz edebiyat tarihi, Türkiye’de sistemli olarak ilk defa M. Fuad Köprülü ile incelenmiş, Batılı bir metotla ele alınmıştır.

“Türk edebiyatı tarihinin kaynağı olan eski tezkireler” (Levend 1988: 18) artık ihtiyacı karşılamaz ve dünyadaki bütün milletler içinde en eski geçmişe sahip olan milletlerden biri olmamıza rağmen bir edebiyat tarihimizin olmayışı kabul edilemez bir hal almıştır. Bu durumu ortadan kaldırmak isteyen Fuad köprülü edebi tarihimizin bütününü ele alan ilk sistemli edebiyat tarihimizi yazmış (1921-1926) ve “edebiyat tarihi” yazmanın “tarih” yazmaktan çok farklı olduğunu şu ifadelerle dile getirmiştir: “Evvela, müverrihlerin meşgul olduğu mevzu mazidir; öyle bir mazi ki eseri kalmamış ancak bilvasıta bazı izler, vesikalar bırakmıştır; müverrih, onların yardımıyla, geçen bir sahneyi yeniden yaşatmaya çalışacaktır; halbuki bizim mevzuumuz mazi olmakla beraber, aynı zamanda da hâldir; yani geçmeyen, devam eden, gözlerimizin önünde yaşayan bir mazi…” (Köprülü 2004: 43-44).

Böylesine önemli olan ve üzerinde titizlikle çalışılması gereken bu bilim dalı için elbette birçok sıkıntı ve zorluk söz konusudur. Fakat bir edebiyat tarihçisi çalışmaya başlamadan bunları kabul etmiş olmalı, “çalışmasında başarılı bir neticeye varmak için her dakika birtakım hatalara maruz kalabileceğini düşünmeli ve ona göre tedbirli ve basiretli adımlarla ilerlemeye çalışmalıdır” (Köprülü 2004: 59).

Agâh Sırrı Levend’in “Türkçe ilk yazının yazıldığı tarihte başlar” (Levend 1988: 17) dediği Türk edebiyat tarihi, bilim adamlarınca yazılmaya dünyaya göre çok geç başlamış fakat hızla iyi denebilecek duruma gelmiştir. Köprülü’den sonra çok sayıda bilim adamı, eksiksiz/hatasız olmasa da birçok Türk edebiyat tarihi yazmıştır.

Günümüzde ise bu iş çoğunlukla ekiplerle ve daha uzmanca yapılmaktadır. Bilim adamları iyi bir edebiyat tarihi yazmak için böyle bir ekip çalışmasını zorunlu görmektedir. Konuyla ilgili olarak Okumuş ve Şahin’in şu açıklaması, sanırız durumun anlaşılır hale gelmesi için yeterli olacaktır: “Edebiyat tarihi yazarının sahip olması gereken özellikler göz önüne alındığında iyi bir edebiyat tarihi yazmanın güçlüğü anlaşılır. Yazarın diğer disiplinlerden istifade etmesi gereklidir. Bu da edebiyat tarihi yazarlarının adeta bir filozof olmalarını zorunlu kılar. Bu bağlamda modern edebiyat tarihçiliğinin bir yazar tarafından değil, yazarlar grubu tarafından kaleme alınmasının daha doğru olacağı kanaatini uyandırır. Böylece her sahanın uzmanının yapacağı katkılarla bütün bir edebiyat tarihi yazılabilir” (Okumuş ve Şahin: 2010).

Biz bu çalışmamızda, “edebiyat tarihi” adını taşıyan ilk eser olan Abdülhalim Memduh’a ait “Tarh-i Edebiyat-ı Osmaniye” adlı eser de dahil olmak üzere, günümüze kadar yazılmış genel ve özel Türk edebiyat tarihlerinden, en azından, önemli olanlarının içinde bulunduğu bir bibliyografya hazırlamaya çalıştık. Mümkün oldukça her künyeden sonra kısa bilgiler vererek eserleri tanıtmayı istedik ve çalışmamızın, tam bir edebiyat tarihi bibliyografyası olmasa da, hiç olmazsa bu yönde yapılacak bir çalışma için kaynak olabilecek seviyede olmasına gayret ettik.

TÜRK EDEBİYAT TARİHİ BİBLİYOGRAFYASI

1. Abdülhalim Memduh (1303), Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye, İstanbul: Ohennes Matbaası. (Parlatır vd. 2006: 404)

 Türk edebiyat tarihleri içinde “edebiyat tarihi” ifadesini eser adında kullanan ilk edebiyatçımız Abdülhalim Memduh’tur. 1888’de kaleme alınan eser, “Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye” adını taşımaktadır.

Üç bölümlük eserin ilk kısmı, Osmanlı sahası Türkçesi ve Divan şiirine ait teknik özelliklerin yüzeysel bilgilerle verildiği “Bazı Mütâlâat” başlıklı bölüm oluşturmaktadır. Osmanlı nesrini Sinan Paşa ile XV. Yüzyıldan, şiiri ise Fuzûli ile XVI. Yüzyıldan başlatan eser Osmanlı edebiyatını iki ayrı devrede inceler. İlki XVI. Yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar olan devirlerin ikincisi Âkif Paşa ile başlayan “Devr-i Teceddüt”tür. (Polat: 2002)

2. AKYÜZ, Kenan (1985), Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi -1860-1923-, İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

Kenan Akyüz, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan devri kapsayan ve el altında bulundurulabilecek, gerektiğinde istenilen bilgilere hemen ulaşılabilecek bir eserin yokluğundan bahsettiği ön sözde kitabın yazılış amacını şöyle açıklar: “Bu kitabın hazırlanmasına bu yokluğu doldurmak gayesi ile başlandı. Ancak, Cumhuriyet’e kadarki geniş zaman parçası içinde, nazmımızın ağırlık noktalarını teşkil eden şahsiyetlerin de incelenmesinin, yani Batı tesirindeki şiirimizin kısa bir nevi tarihini yapmanın da uygun olacağı düşünüldü.”

1860-1923 yılları arasını kapsayan eser Şinasi ile başlar ve 49 isme yer verir. Her bir ismin, olabildiğince çok ve önemli eserine yer veren Akyüz, örnek eserlerden önce ediplerin hayat hikâyelerini ve edebiyat tarihi açısından önemlerini anlatır. Eserde, Namık Kemal’den Mehmet Emin’e, Fuad Köprülü’den Faruk Nafiz’e, Mehmet Âkif’ten Necip Fazıl’a dönemin önemli hemen bütün isimlerine yer verilmiştir. Eser, Hacminin büyük olmasına rağmen önemli başvuru kaynakları arasında yer alır.

3. AKYÜZ, Kenan (1995), Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri 1860-1923, İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

İlk iki baskısı dergi olarak yayınlanan eserin, müellifinin ifadesi ile, “bir derginin sınırlarını çok aştığı için” (s. 3) üçüncü ve sonraki baskıları kitap halinde yayınlanmıştır. İlk baskısı 1969’da yapılan eser 20 sayfayı aşkın süren bir “Giriş” ile başlamaktadır. Bu kısımda 1860’a kadar olan zamanda Türk edebiyatının gelişimi, ana hatlarıyla anlatılmaktadır.

Beş bölümden oluşan eser devirleri dikkate alan bir tasnifle, “Tanzimat Devri Edebiyatı (1860-1896), Servet-i Fünun Devri (1896-1901), Servet-i Fünun Dışında Edebiyat, Fecr-i Âti Devri (1909-1913), Milli Edebiyat Devri (1911-1923)” başlıkları altında konuyu ele almıştır. Ayrıca, devirler “şiir, tiyatro, roman ve hikâye, mizah ve hiciv, edebi tenkit”[2] alt başlıkları ile ayrıntılı bir tasnife daha tâbi tutulmuştur. Bununla birlikte, eserin sonunda türlere ve şahıslara ait ayrıntılı bir bibliyografya da bulunmaktadır.

4. ATSIZ, Hüseyin Nihal (1943), Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Işık Basımevi.

Eser “Edebiyat ve Edebiyat Tarihi” başlıklı girişle başlar. İslamlıktan önce Türk tarihi ve uygarlığı hakkında bilgi verildikten sonra ski Türk destanlarından Yaratılış, Saka, Kun-Oğuz, Siyenpi, Gök Türk, Dokuz Oğuz-Uygur destanları anlatılmaktadır. Daha sonra İslamlıktan önce Türk edebiyatını anlatan eser Uygurlar, Gök Türkler, Kunlar çağındaki Türk edebiyatı ve yazıtları, Karahanlılar dönemi Türk edebiyatı, X. Yüzyılda Türk lehçeleri, İslamiyet’in kabulü, Karahanlılar devleti edebiyatı ile halk edebiyatı, klasik edebiyat ve bu edebiyatın ilk ürünleri, dini edebiyat konularını işler. Son olarak ise Selçuklular dönemi dil ve edebiyatı üzerinde duran eser, Ahmet Yesevi ve Hikmetlerine de yer vermektedir. (Levend 1988: 490)

5. BANARLI, Nihad Sami (1971), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.

İlk baskısı 1948 yılında Yedigün Neşriyat tarafından yapılan (s. 1272) Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk edebiyat tarihini sistemleştiren isim olan Mehmed Fuad Köprülü’nün öğrencisi Nihad Sami Banarlı’ya aittir. İki ciltten oluşan bu önemli eser, “Destan Devri”nden başlayıp Cumhuriyet döneminde de devam eden edebiyatımızı geniş ve bütün haklinde incelemiş, tahlil etmiştir.

Banarlı, hocasının üçlü tasnif yöntemini benimsemekle birlikte bazı yeni isimlendirmelerde bulunmuştur. “İslamiyet’ten Evvel Türk Edebiyatı” yerine “Destan Devri Edebiyatı”, İslam Medeniyeti Tesiri Altında Türk Edebiyatı” yerine “İslam Medeniyeti Çağlarında Türk Edebiyatı”, Avrupa Medeniyeti Tesiri Altında Türk Edebiyatı” yerine “Avrupaî Türk Edebiyatı” isimlendirmelerini daha uygun bulmuştur. Ayrıca, Cumhuriyet devri Türk edebiyatını da ayrı bir dönem olarak ele almasıyla da hocasından ayrılır. Yazar, yüzyılları anlatırken dönemin Osmanlı, Azeri ve Orta Asya Türk edebiyatları hakkında da bilgi vermiştir. (Ayata 2005: 132-133)

Bununla birlikte yazar, XX. Yüzyıla kadarki Türk edebiyatını Türkiye dışındaki lehçelerle verirken XX. Yüzyıl Türk edebiyatını sadece Türkiye’deki edebi hareketliliklerle verir. (Polat: 2002)

Eserin ikinci basımının ön sözünde yazar, eserin yayınlanış amacını şöyle açıklamaktadır: “Bu kitap, Türk edebiyatı tarihinin Türk aydınlarınca bilinmesi gereken macerasını; bütün çağları, vatanları, büyük isimleri ve eserleriyle; bir bütün halinde hikâye etmek ihtiyacıyla yazıldı.” (Banarlı: 1971) Yazarının da ifade ettiği gibi eser, edebiyat tarihimizi adeta hikâye etmiş, sade ve yalın bir üslupla her seviyeden insanın okuyup anlamasını kolaylaştırmıştır.

6. BOLAYIR, Ali Ekrem (1339-1340), Türk Edebiyat Tarihi, İstanbul Darülfünun Matbaası.

Yazarın, 1339-1940 yıllarında Darülfünun Edebiyat Fakültesinde öğretmen iken öğrenciler için hazırladığı bu eserde “Edebiyat-ı Kadîmenin İcmal-i Tarihîsi” başlığı altındaki girişi ardından Şeyh galip ele alınarak eserleri anlatılır. Ardından “Edebiyat-ı Cedide’nin  Rehberleri” başlığı ile Mütercim Âsım, Hoca İshak, Ali Paşa, Fuad Paşa, Hoca Tahsin ve Şinasi işlenmiştir. (Levend 1988: 483)

7. BOZDOĞAN, Ahmet (2008), Romanda Türkiye Dışındaki Türk Dünyası, Ankara: Akçağ Yayınları.

Türk edebiyat tarihi açısından önemli bir yere sahip olan ve fakat gereken ilgiyi görmeyen “Türkiye dışındaki Türk dünyası Türklüğü”ne roman penceresinden bakan eserde, yazarının ifadesiyle; “Hem Türkiye’de bu konuyu ele alan, bu konuya değinen romanların tatminkâr bir listesi çıkarılmaya hem de bu listeye giren eserlerdeki verilerden yola çıkılarak Türkiye dışındaki Türk dünyası mensuplarının toplumsal hayatı; milli, dini ve ahlaki değer yargıları; dünyayı ve hayatı anlayış biçimleri; toplumsal ve bireysel ilişkileri; bu ilişkileri yönlendiren ve yöneten etkenler vb. hususlar anlaşılmaya çalışılmıştır.” (s. 9)

“Giriş” dışında iki bölümden oluşan eserin Giriş bölümünde esere konu olan “Türk, Dış Türkler, Türkiye Dışı Türkler, Türkiye Dışındaki Türk Dünyası” kavramları açıklanmış ve bu çalışmaya konu edilecek eserlerin tespitini kolaylaştırmak için “Romanda Türkiye Dışındaki Türk Dünyasının Evreni” tespit edilmeye çalışılmıştır.

İkinci bölümü örnek eserler üzerinde tematik incelemeden oluşan eserin birinci bölümünde ise “Türkiye Dışındaki Türk Dünyasının Romandaki Serüveni, Türkiye Dışındaki Türk Dünyasını Ele Alan Eserler Üzerine Bazı Dikkatler, Eserlerde Tarihsel Gerçeklik Üzerine Vurgular” alt başlıklarının bulunduğu “Romanda Türkiye Dışındaki Türk Dünyası” başlığı altında konu ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

Eserin birtakım eksikliklerinin olabileceğini, bu sebeple eleştirel bir bakış açısıyla incelenmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen yazar, buna gerekçe olarak eserinin “kendi alanında ilk” olmasını gösterir. (s. 12)

8. Büyük Türk Klasikleri (Tarih-Antoloji-Ansiklopedi) I-XII (1985-1989), İstanbul: Ötüken-Söğüt Yayınları. (Halman vd. 2006: 725)

Ortak Çalışma ile hazırlanan bir edebiyat tarihimiz de 1985’ten itibaren 14 cildi yayınlanan Büyük Türk Klasikleri’dir. Eser, Türk edebiyatının üç ayrı lehçede aldığı manzarayı yüzyıllara göre incelemiş, her yüzyılın edebiyatına geçmeden önce de Türk dünyasının sosyal ve siyasi hayatını göstermiştir. Her bölümden sonra kaynak bilgisi veren eser, seçtiği örnek metinlerle antoloji ihtiyacına da cevap vermiştir.

 Ayrıca seçilen örneklerin çoğu günümüz Türkçesine çevrilerek okuyucuya kolaylık sağlanmıştır. (Polat: 2002)

9. ÇETİŞLİ, İsmail vd. (2007), II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, Ankara: Akçağ Yayınları.

II. Meşrutiyet dönemi Türk edebiyatının oldukça geniş bir şekilde ele alındığı eser, altı akademisyen tarafından hazırlanmıştır. Tanzimat’tan günümüze kadar gelen Türk edebiyatı tarihini ele alan çalışmaların üçüncü cildi olarak yayınlanan eser 1908-1923 yıllarını kapsamakta ve edebi ürünler, dönem, tür ve şahsiyet esasına göre tasnif edip değerlendirmektedir.

Beş bölümden oluşan eserin ilk bölümü “II. Meşrutiyet Döneminin Siyasi ve Sosyal Görünümüne Genel Bir Bakış” başlığıyla Nurullah Çetin tarafından kaleme alınmıştır. İkinci bölüm; “II. Meşrutiyet Döneminde Ortaya Çıkan Fikri, Siyasi Hareketler ve Türk Edebiyatına Yansımaları” başlığıyla İsmail Çetişli tarafından yazılmıştır. Alim Gür’ün kaleme aldığı üçüncü bölüm; “II. Meşrutiyet Döneminde İslamcılık ve Bu Düşüncenin Edebiyata Yansıması” adını almıştır.

“II. Meşrutiyet Döneminde Batıcılık Düşüncesi ve Türk Edebiyatına Yansıması” başlığını alan dördüncü bölümde “Batıcılık Düşüncesi ve Türk Edebiyatına Yansıması” Nurullah Çetin tarafından anlatılmış, aynı bölümde yer alan “Fecr-i Âti Topluluğu” konusunu Abide Doğan, “Türk Edebiyatında Nevyunanilik Eğilimi” konusunu ise Şenol Demir anlatmıştır.

Cengiz Karataş’ın kaleme aldığı son bölüm ise “II. Meşrutiyet Döneminde Osmancılık Fikir Hareketi ve Türk Edebiyatına Yansımaları” başlığını taşımaktadır.

Bir grup çalışması olan bu eser II. Meşrutiyet dönemini oldukça geniş bir şekilde ele alması bakımından önemli bir kaynak eserdir.

10. ÇOBANOĞLU, Özkul (2008), Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş, Ankara: Akçağ Yayınları.

Halkbiliminin başlangıcından günümüze kadarki tarihini ele alan, bu süreç içindeki gelişmelere ayrıntıları ile değinen ve ilk baskısı 1999 yılında yapılan bu eser “Giriş” dışında altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel halkbilimi çalışmalarının ve Türk halkbilimi çalışmalarının tarihçesi ile alanla ilgili genel bilgiler verilmektedir. İkinci bölüm ise yöntem öğretileri üzerinedir.

Bu iki bölümden sonra son dört bölümde halkbilimi tarihinde ortaya çıkmış tüm kuramlar ve bu kuramların modelleri, gelişme ve değişme süreçleri anlatılmaktadır.

Halk edebiyatı ve halkbilimi tarihi açısından oldukça geniş ve derli toplu olan bu çalışma konuyla ilgili önemli başvuru kaynaklarındandır.

11. DİLMEN, İ. Necmi (1925), Tarih-i Edebiyat Dersleri, İstanbul: Matba-i Âmire. (Parlatır vd. 2006: 404)

Servet-i Fünun’a kadar olan devreyi anlatan eser “Edebi Teceddüdümüzün Zuhuru ve Tekâmülü” alt başlığı ile yeni Türk edebiyatı konuları en geniş biçimde ele alan ilk edebiyat tarihimizdir. Bu anlamda yenileşmenin ölçü ve sınırları üzerine olan mülahazaları da oldukça teferruatlıdır.[3]

12. ENGİNÜN, İnci (2008), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, İstanbul: Dergâh Yayınları.

İlk baskısı 2001’de yapılan eserde İnci Enginün, 1920’lerden 2000’lerin başına kadarki süreci tür tasnifine giderek incelemiş ve irdelemiştir. Şiir, tiyatro, hikâye ve roman, deneme başlıklarından oluşan eser, dört bölüme ayrılmıştır. Tür tasnifi yöntemini benimseyen yazar, her türü incelerken de dönemin isimlerine ve eserlerine yer vermiştir. Eser, Cumhuriyet dönemini anlatan ilk eserlerden olması sebebiyle ve kendinden sonra benzeri birçok eser yayınlanmasına rağmen halen başvurulan önemli kaynaklar arasındadır.

13. ERGÜN, Sadettin Nüzhet (1931), Tanzimat’a Kadar Muhtasar Türk Edebiyatı Tarihi ve Numuneleri, İstanbul: Suhulet Kitabevi.

Eser, “İslamlıktan Önce Türk Edebiyatı” ve “İslamlıktan Sonra Türk Edebiyatı” başlıkları ile ikiye ayrılmış ve türlerin gelişimine göre tertip edilmiştir. Birinci bölümde; eski Türk uygarlığı, lehçeler, alfabeler, yazıtlar, milli destanlar özetlenmiştir. İkinci bölümde ise, tasavvuf, İslamî edebiyatın başlangıcı, ilk eserler, Selçuklular ve Harezmşahlar devrinde, Anadolu’da, Moğollar devrinde Türk edebiyatı açıklanmıştır. Daha sonra, XIII. Yüzyıldan başlanarak her yüzyılda Anadolu’da gelişen klasik edebiyat ile halk ve tasavvuf halk edebiyatı, başlıca şairleri ve yazarları, eserlerinden örnekler verilerek anlatılmış, Çağatay ve Azeri edebiyatları gösterilmiştir. (Levend 1988: 486)

 

14. ERTAYLAN,İ. Hikmet (1925-1926), Türk Edebiyatı Tarihi, Bakü. (Parlatır vd. 2006: 404)

Dört ciltten oluşan bu eser yazarın Bakü’de edebiyat öğretmenliği yaptığı sıralarda kaleme alınmıştır. Eser, yazarın hazırlamayı düşündüğü Azeri ve Çağatay edebiyatlarıyla birlikte Türk edebiyatı tarihinin “Osmanlılar” bölümüdür.

Birinci ciltte “Bir İki Söz” başlıklı girişten sonra 1800-1838 yılları arası edebiyatı üzerinde durulmuş ve Arif Hikmet, Âkif Paşa gibi isimlere yer verilmiştir.

1876-1895 yıllarının ele alındığı ikinci ciltte ise Ekrem, Hamit, Sami Paşa, Muallim Naci, Hüseyin Rahmi gibi isimlere yer verilmiştir.

1895-1908 yılları arasındaki devrin işlendiği üçüncü ciltte de yine dönemin önemli isimlerinden Tevfik Fikret, Rıza Tevfik, Halit Ziya, Cenap Şehabeddin gibi birçok isim ele alınmıştır.

Dördüncü ciltte de 1908 meşrutiyetinden mütareke yıllarına kadar olan on yıllık süre işlenmiştir. Bu ciltte de birçok isme yar veren yazarın değindiği isimlerden bazıları şunlardır: Fuad Köprülü, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Ahmet Haşim, Halide Edip (Adıvar), Mehmet Âkif (Ersoy), Reşat Nuri (Güntekin), Faruk Nafiz (Çamlıbel). (Levend 1988: 484-485)

 

15. Faik Reşad (tarihsiz), Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye, İstanbul: Zerafet Matbaası.

Eser, Yazarın Darülfünun edebiyat şubesinde öğretmen olduğu dönemde (1911) öğrencilere forma forma dağıtılmak üzere şapirografla basılmıştır. Eser üç cilt olarak tasarlanmış fakat yalnızca bir cilt yayınlanmıştır.

Yazar Osmanlı şiirinin 12 devirden ibaret olduğunu söylediği giriş kısmında devirleri şöyle sıralar: Âşık Paşa devri, Şeyhi devri, Ahmet Paşa devri, Necati devri, Zati devri, Baki devri, Nefi devri, Nabi devri, Nedim devri, Ragıp Paşa devri, Şeyh Galip devri, Şinasi devri. Ayrıca yazar bu devirlerin ilk altısının çocukluk, Baki’nin olgunluk, Nefi ve Nabi’nin yükseliş, Şeyh Galip’in çöküş devri olduğunu belirtir. (Levend 1988: 481)

           

16. GÖNENSAY, Hıfzı Tevfik, Nihad Sami Banarlı (1942), Türk Edebiyatı Tarihi- Başlangıçtan Tanzimat’a Kadar-, İstanbul: Remzi Kitabevi. (Levend 1988: 489)

17. GÖNENSAY, Hıfzı Tevfik ( 1944), Türk Edebiyatı Tarihi– Tanzimat’tan Günümüze- İstanbul: Remzi Kitabevi. (Levend 1988: 490)

Nazım Hikmet Polat’ın ifadesine göre Köprülü etkisinin açık biçimde görüldüğü eserlerden biri de ilk cildini Nihad Sami Banarlı ile ikinci cildini ise tek başına kaleme alan Hıfzı Tevfik Gönensay’ın Türk Edebiyatı Tarihi adlı eseridir. Polat sözlerini, eserin başında verilen açıklamaları naklederek kuvvetlendirmek ister: “Milletlerin edebiyat sahasında yetiştirdikleri büyük şahsiyetleri ve onların meydana getirdikleri edebi eser ve hareketleri tanıtmak için yazılan tarihe edebiyat tarihi denir. Edebiyat tarihi bir milletin geçmiş zamanlardaki tabiat ve cemiyet olayları karşısında neler duymuş ve neler düşünmüş olduğunu göstermeye çalışır.” Bu ifadelerin bazı değişikliklerle Köprülüye kadar gittiğini ileri süren Polat, ayrıca, eserin tasnifte da Köprülü fikrini devam ettirdiğini, buna ilave olarak “1908 meşrutiyetinden sonra şuurlu bir cereyan halini alan” tanımlamasıyla dördüncü devir olarak “Millileşme Devri Türk Edebiyatı”nın varsayıldığını söyler. (Polat: 2002)

Eserin birinci cildinde “İslamlıktan Önce Türk Hayatı” başlığı altında Türk destanları; “Yazılı Edebiyat” başlığı altında İslami edebiyat, tasavvuf, vezin, şekil anlatıldıktan sonra XIII. yüzyıldan başlanarak her yüzyılda gelişen Anadolu, Çağatay ve Azeri edebiyatları ve halk edebiyatı anlatılmıştır.

İkinci ciltte XIV. yüzyılın tarihsel durumu, edebiyatımızda yenileşme nedenleri, divan edebiyatı ile yeni edebiyat arsındaki farklılıklar kısaca anlatılmış, daha sonra Tanzimat, Servet-i Fünun, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri türler ve o türlerin önemli isimlerinden örnekler verilerek anlatılmıştır. (Levend 1988: 489-490)

18. HALMAN, Talat Sait vd. (2006), Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan ve kendine kadarki genel edebiyat tarihleri içinde farklı bir yer edinen Türk Edebiyatı Tarihi’nin yayınlanma amacı genel editör Talat Sait Halman Tarafından şu Şekilde ifade edilir: “XIX. yüzyıl sonlarından beri bu konuda değişik açılardan başarılı birçok eser yayımlandığı doğrudur. Bunların çoğu öncü ve özgün, daha sonrakilerinin bazıları da birbirinin tekrarı gibiydi. Hemen hepsinin belirgin yanı edebiyatı anlatmaktan pek öteye geçmemesiydi. Oysa artık gerekli olan, Türk edebiyatının oluşumunu yorumsal, eleştirel yöntemlerle değerlendirmekti. Elinizdeki “Türk edebiyatı Tarihi” bu amaç ve anlayışla yola çıkmıştır.” (s. 17) Yine aynı eserin editörler tarafından yazılan “Sunuş” kısmında verilen bilgiler bize bu çalışmadaki öne çıkan yöntem hakkında bilgi verirken onu neden diğerlerinden ayrı tutmamız gerektiği konusuna da bir nebze açıklık getirir: “1980’li yıllarda, biçimi göz ardı etmeden, metni “bağlam”ı ve “bağlam”la ilişkisi içinde yorumlamayı amaçlayan bir anlayış edebiyat eleştirisine yeni ufuklar açar. “Yeni tarihselcilik” olarak adlandırılan bu yaklaşım Türk Edebiyatı Tarihi’nin kurgusunda göz önünde bulundurduğumuz bir yöntem olmuş; edebi olgu, tarihi, sosyal ve metinler arası ilişkiler bağlamı içinde yorumlamaya ve edebi gelişimin ardında yatan temel dinamikler belirlenmeye çalışılmıştır.” (s. 22)

88 Yazarın 127 yazısından oluşan eser dört cilttir. Toplamı yedi bölüm olan eserin ilk dört bölümü ilk ciltte, diğer üç bölüm ise her ciltte bir bölüm olmak üzere ikinci, üçüncü ve dördüncü ciltte yer almaktadır. Destanlar devrinden İstanbul’un fethine kadar olan bölümü ele alan ilk cildin ardından 1860’a kadarki dönemi ilk, orta, son klasik ve klasik sonrası alt başlıklarıyla anlatan ikinci cilt gelir. 1860-1923 yıllarını kapsayan dönem Yenileşme Dönemi veya Osmanlı Modernleşmesi başlığını taşır ve üçüncü cildi oluşturur. Son cilt ise XXI. yüzyıla kadarki Cumhuriyet dönemini türlere göre ele alır.

Ayrıca eserin sonunda Türk edebiyatı tarihi kronolojisi ve genel bir edebiyat tarihi kaynakçası verilerek okura önemli bir hizmet yapılmıştır.

 

19. İNUĞUR, M. Nuri (2005), Basın ve Yayın Tarihi, İstanbul: Der Yayınları.

İki ana bölümden oluşan eser birinci bölümden önce “Giriş” ve “Basın ve Yayın Kavramı” başlıklı kısımla okura sunulur. Bu kavramların etraflıca izahının ardından gelen birinci bölümde; “Basının Doğuşu, Basının Gelişmesi (yakınçağ), Basının Evrimi ve Zirveye Ulaşması, Modern Basım Dönemi (1914’ten sonraki basın)” başlıklarından oluşan dört kısımda basının dünyadaki gelişimi detaylarıyla inceleniyor. Üç kısımdan oluşan ikinci bölümde ise; “Basım Sanatının Türkiye’ye Girişi, Türkiye’de İlk Basım Hareketleri, Türkiye’de Basın ve Yayın Hareketleri (gazeteli dönem)” başlıkları yer alıyor. Bu bölümde basımevlerinin kurulmasından başlayan süreç, ilk gazeteler, istibdat dönemi gibi önemli dönüm noktaları ile sürdürülüyor. Eser Mütareke dönemi basını ile sonlandırılıyor.

20. KABAKLI, Ahmet (2002), Türk Edebiyatı I-V, İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.

İfadelerindeki anlaşılırlığı, her türlü edebiyat sorusuna cevap veriyor olması gibi özellikleriyle özellikle öğrenci ve öğretmenlerin ilgi gösterdiği Türk Edebiyatı ile ilgili olarak Salih Okumuş ve İdris Şahin şu bilgilere yer vermektedirler: “Ahmet Kabaklı tarafından hazırlanan Türk Edebiyatı’nın birinci cildinin ön sözünde yazar, lise edebiyat kitaplarının gençlere edebiyat sevdirmekten uzak olduğunu, gençlerin günümüz yazarlarından haberdar olmadığını, akademisyenlerin çalışmalarının ise dar bir kitleye hitap ettiğini belirtir ve eserin bu ihtiyacı karşılamak üzere hazırlandığını söyler. Türk Edebiyatı’nın birinci cildinde yazar edebi türleri tanıtır ve bunlara örnekler verir. İkinci cilt “İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı” ve “İslam’la Kaynaşmış Türk Edebiyatına ayrılmıştır. Üçüncü cilt “Batıya Yönelmiş Türk Edebiyatı” başlığını taşımaktadır ve Peyami Safa İle biter. Dördüncü cilde yazdığı ön sözde eseri başlangıçta üç cilt olarak tasarladığını, edindiği yeni bilgi ve bakışların kendisini dört ve beşinci cildi yazmaya sevk ettiğini, günümüz yazarları hakkında kesin hükümler vermekten kaçındığını, bu hususta tenkitçilerin, yazarların yakınlarının, okuyucuların, hatta yazarların kendilerinin görüşlerini aldığını, sanat ve edebiyat anlayışlarını bu çerçevede çizmeye çalıştığını ifade eder. Dördüncü cilt Cumhuriyet dönemi şiirine ayrılmıştır. “Garipçi, Bağımsız, İkinci Yeni, Gelenekçi, Toplumcu, Yeni İslamcı, Son Yeni” şeklinde adlandırılmış cereyanları ele alır. Beşinci cilt 1930-1993 arası roman ve hikâyeyi kapsamaktadır. “Yüzyılın Başında Doğanlar” kısmından sonra 1993’e kadar olan dönem “Bağımsızlar, Sosyal Gerçekçi ve Köycüler, Yeni Gelenekçi Roman, Soyutçular, Postmodernizm ve Son Yeni, Dış Türklerden İki Yazar: Cengiz Dağcı, Cengiz Aytmatov” başlıklarından oluşmaktadır.” (Okumuş ve Şahin: 2010)

21. KAPLAN, Mehmet (2008), Şiir Tahlilleri 2 Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, İstanbul: Dergâh Yayınları.

İlk baskısı 1965 yılında yapılan eserde Mehmet Kaplan 71 şair ve esere yer verir. Eserin başındaki “Sunuş”ta; yazar “Ülkemizdeki lise ve üniversitelerde okutulan edebiyat dersleri ‘metin tahlili’ne dayanan bir programa göre yürütülmektedir. Tahlil metodunun ilmi usullere göre nasıl uygulanacağını örnekleri ile gösteren eserler yok denecek kadar azdır. Elinizdeki eser bu sahada büyük bir boşluğu doldurmaktadır.” (s. 5) ifadeleriyle kitabın yazılış amacı anlatılır. Kaplan ise eserin gayesini açıklarken; “Bu kitabın gayesi, Cumhuriyet devri Türk şairlerinin giriştikleri yenilikleri, incelemek suretiyle ortaya koymaktır.” İfadelerini kullanır.

Dönemin önde şairlerinin öne çıkan eserleri, hayatları, psikolojileri, yaşadıkları ve çevreleriyle iletişimleri dikkate alınarak tahlil edildiği bu antoloji çalışması, bir döneme ait isimleri, hepsini olmasa da önemli kısmını, bir arada bulundurması ve tahlil metodunun ilmi yöntemlerini örneklerle vermesi açısından önemli bir kaynak eserdir. 

22.  KAYA, Doğan (2002), Halkbilim Araştırmaları, İstanbul: Kitabevi Yayınları.

Eser, Doğan Kaya’nın 1973’ten 2002 yılına kadar olan sürede halkbilimi ve halk edebiyatı alanlarında kaleme aldığı toplam 44 makale ve bildiriyi bir araya getirmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Birbiriyle alakalı yazıların birleştirilmesiyle, kitap sekiz bölüme ayrılmıştır.

“Halkbilim-Halk Edebiyatı-Genel” başlıklı ilk bölümde bu alanla ilgili genel ve kaynak bilgiler verilmiştir. Bölümde ayrıca Sivas’ta, 1985 yılından itibaren, 10 yıllık folklorik çalışmalar ayrıntılı olarak verilmiştir.

“Gelenek-Görenek” başlıklı ikinci, “İnanç” başlıklı üçüncü bölümden sonra kaleme alınan beş bölüm tür tasnifi yapılarak “Türkü, Masal, Destan, Halk Hikâyesi, Biyografi” başlıklarından oluşmaktadır.

Kaya, eserin yayınlanma amacını şöyle izah etmektedir: “Sözünü ettiğimiz çalışmaları bu şekilde kitaplaştırma yoluna gitmemiz; gerek bilgi gerekse muhteva yönü ile bu alanda çalışma yapacak olanlara kolaylık sağlama düşüncesinden kaynaklanmıştır.” (s. 9)

23. KAYA, Doğan (2004), Anonim Halk Şiiri, Ankara: Akçağ Yayınları.

Anonim halk şiirini türlere göre inceleyen eser; “Mani, Türkü, Ağıt, Ninni,Düzgü, Bilmece, Tekerleme” başlıklarından oluşan yedi bölümden ibarettir.

Her türün oldukça geniş bir şekilde anlatıldığı eserde türler; tarihçe ve tanımlarına, tasniflerine, hazırlanış ve uygulanışlarına ve diğer türlerle ilişkilerine göre detaylı bir şekilde incelenmiş, örnek metinlerle desteklenmiştir. Ayrıca, türlerin diğer Türk topluluklarındaki yeri ve kullanılışı hakkında da geniş bilgi veren eser, anonim halk şiiri konusunda, her şeyi söylemese de, birçok ilki içinde barındırması sebebiyle önemli bir başvuru kaynağıdır.

Kitabın yazılış sebebini yazarı şöyle dile getirmektedir: “Zengin ve zengin olduğu kadar da çeşitlilik gösteren bu şiirlerle, taşıdığı özellikler dolayısıyla, bizler hep iftihar ettik, ama ne yazık ki, yaklaşık elli-altmış yıldır bu konuda derleme, makale ve kitap bazında eserler vermemize rağmen bugüne kadar bunları bir bütün halinde, sistemli olarak ortaya koyamadık. Yapılan çalışmalar münferit çalışmalardan öte gidemedi. Bu kitabın meydana gelmesine de işte bu düşünce sebep olmuştur.” (s. 17)

24. KOCATÜRK, Vasfi Mahir (1964), Büyük Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara: Edebiyat Yayınevi. (Levend 1988: 492)

Yazarın, öncesinde birçok eser yazarak, bir bakıma, alt yapısını hazırladığı, temelini attığı, olgunlaştırdığı eser, yazık ki, sağlığına yetişmemiş ve vefatından iki yıl sonra oğlu Dr. Utkan Kocatürk tarafından 1964 yılında yayınlanmıştır.

Eser, genel kabul görmüş olan “Müslümanlıktan Önce Türk edebiyatı”, “Müslüman Türk Edebiyatı”, “Modern Türk Edebiyatı” şeklinde üç devir tasnifini kullanır. Fakat buradaki “Modern Türk Edebiyatı” terimi diğer edebiyat tarihlerimizdeki gibi, Batıya yönelen edebiyatımız için değil, Cumhuriyet’ten sonraki edebiyatımız için kullanılır.

Ayrıca eser, edebiyat tarihini biyografi olarak değil, edebi eser ve tahlile ayrılmış tür olarak ele alması bakımından da önemlidir. (Polat: 2002)

25. KOLCU, Ali İhsan (2007), Tanzimat Edebiyatı 1 Şiir, Konya: Salkımsöğüt Yayınları.

Eser, Tanzimat şiirine geçmeden önce “Yeniliğin Başlangıcı” ve “Şiirde İlk Yenilikler” başlıkları ile iki ayrı bölümle çıkıyor okuyucunun karşısına. İlk bölümde Tanzimat ve Islahat fermanlarının çözümlemesine ve yeni edebiyatın kültürel zeminine yer verilmiştir.

İkinci bölümde ise adım adım şiirdeki yenilikler anlatılmaktadır. “Tanzimat Şiiri” başlıklı bölümde ilk olarak Ethem Pertev Paşa, hayatı ve eserleri ile, incelenmiştir. Bundan sonra Tanzimat edebiyatının devirlerine geçen yazar ilk olarak Şinasi-Namık Kemal-Ziya Paşa Mektebi olarak adlandırdığı “Politik ve Sosyal Fikirler Devri” başlıklı kısma geçer ve bu üç isme ilave olarak Sadullah Paşa’nın da hayatını eserlerinden örneklerle okuyucuya sunar.

Ekrem-Hamit-Sezai Mektebi olan “Romantik ve Büyük İhtiraslar Devri”nin anlatıldığı kısımda Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit ve Muallim Naci ayrıntılarıyla anlatılır. “Günlük, Küçük Hassasiyetler Devri: Ara Nesil” bölümünden sonra XIX. yüzyıl Türk şiirinden ve nesrinden örneklerle zenginleştirilen eser, önemli sayıda edip ve eser örneği vermiş olmasıyla da oldukça önemli bir kaynak eserdir.

26. Komisyon (1993-200), Başlangıcından Günümüze Kadar Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, 33 Cilt, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

 

27. Komisyon (2002-2006), Türk Dünyası Edebiyat Metinleri Antolojisi, 8 Cilt, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

28. Komisyon (2002-2006), Türk Dünyası Edebiyat Terimleri ve Kavramları Ansiklopedik Sözlüğü, 6 Cilt, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

29. Komisyon (2002-2007), Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, 8 Cilt, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

Son yıllarda başlatılan ve “Türk Dünyası Ortak Edebiyatı” adı verilen bir proje edebiyat tarihi dışında Türk dünyasındaki yazarları, terim ve kavramları metinlerle birlikte ayrı ayrı ele alan kapsamlı bir çalışmadır. Yukarıdaki dört eser[4] bu çalışma çerçevesinde yayınlanan ansiklopedik eserlerdir. (Okumuş ve Şahin: 2010)

30. Komisyon (2001-2007), Türk Dünyası Edebiyat Tarihi, 9 Cilt, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

Alanlarında uzman bilim adamlarından oluşan bir grup tarafından hazırlanan eserin ilk beş cildi Başlangıçtan XIX. yüzyıla kadar olan dönemi kapsar. İlk üç cildi sözlü edebiyata ayrılan eserin I. cildinde; Mitoloji ve destanlar; II. cildinde; efsaneler, menkabeler, masallar ve halk hikâyeleri; III. cildinde; Türk halk tiyatrosu, fıkralar, alkış ve kargışlar, atasözleri, tekerlemeler, bilmeceler, maniler, ninniler, türküler ve ağıtlar ile Batı Oğuz ve Türkistan sahası âşık edebiyatı üzerinde durulmaktadır.

IV. ve V. ciltler yazılı edebiyat için ayrılmıştır. IV. ciltte; Orhun Türkçesi, burkancı ve manici edebiyat ile İslami Türk edebiyatı anlatılır. Ayrıca tasavvuf edebiyatı ve XI-XV. yüzyıl Azeri ve Osmanlı sahası klasik edebiyatından bahsedilir. V. ciltte ise; XV-XIX. yüzyıl klasik edebiyatına ve bu edebiyatın kaynaklarına yer verilmiştir.

VI-VIII. ciltler, Tanzimat’tan sonra gelişen edebiyatımızı içine alır. VI. ciltte yer alan “Geç Dönem (1800-1860)” başlığı, “Nazım” ve “Nesir” alt başlıklarından meydana gelir.

VII. ciltte “Arayışlar Devri Türk Edebiyatı”, “Tanzimat Sonrası Arayışlar Devri”, “I. Meşrutiyet (1876-1894) Dönemi”, “Mutavassitîn” ve “Servet-i Fünun Topluluğu (1896-1901)” başlıkları bulunmaktadır.

VIII. cilt “XX. Yüzyıl Türk Edebiyatı” başlığını taşır. Ekonomik, siyasi ve toplumsal hayata dair açıklamaların verildiği ilk bölümün ardından Fecr-i Âti edebiyatından bahsedilir. Sonraki bölümler; “Milli Edebiyat Dönemi” ve “Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı” başlıklarını taşır ve bu iki dönem türlere göre incelenmiştir.

Son cilt ise “Türk Dünyası Edebiyatı”nı kapsamaktadır. “Balkanlar ve Diğer komşu Alanlar”, “Azerbaycan, Karadeniz ve Kuzey Kafkasya Alanı”, “Türkistan Alanı”, “İdil-Ural Alanı”, “Güney ve Kuzeydoğu Sibirya Alanı” şeklindeki tasnifle Türk dünyası edebiyatını anlatmaya çalışan eserin önemli bir özelliği de her cildin sonunda zengin bir kaynakça sunmasıdır. (Okumuş ve Şahin: 2010)

31. KORKMAZ, Ramazan vd. (2009), Yeni Türk Edebiyatı El Kitabı, -1839-2000-, Ankara: Grafiker Yayınları.

Tanzimat’tan günümüze kadarki dönemi kronolojik olarak ele alan eserde her başlığı farklı bir akademisyen hazırlamıştır. İlk bölümde, Tanzimat edebiyatını hazırlayan süreçten söz edildikten sonra yeni edebiyatın öncü isimlerine geçilir. Bu bölümde ele alınan isimler; Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ahmet Mithat Efendi’dir.

Tanzimatçılar ve Servet-i Fünuncular arasında bir “ara nesil”den söz eden eserde bu bölümü yazan Cafer Gariper tarafından bu nesil; “klasik edebiyatı sürdürmek isteyenler”, eski ile yeni arasında yer alanlar”, “yenilikçiler” olmak üzere üç gruba ayrılır.

Cumhuriyet dönemi edebiyatını türlere göre inceleyen eser “mizah ve hiciv”, “edebi eleştiri” gibi türlerin edebiyatımızdaki gelişimine yer verir.

Ayrıca bu eserin önemli bir özelliği de “çocuk edebiyatı” alanındaki çalışmalara yer vermesidir. (Okumuş ve Şahin: 2010)

32. KÖPRÜLÜ, Mehmed Fuad (1980), Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Ötüken Yayınları. (Okumuş ve Şahin: 2010)

Edebiyat tarihimizi sistematik ve kronolojik olarak inceleyen ve edebiyatımıza Batılı bir metotla bakan ilk isim Mehmed Fuad Köprülü’dür. Edebiyat tarihimize bir bütün olarak bakan Köprülü, edebiyatımızı dönemlere ayırırken bu dönemlerin birbirine olan etkisini, sebep sonuç ilişkilerini de gözeterek ortaya koymuş ve edebiyat tarihimizi tarihi süreci içinde ele almıştır.

Türk edebiyatını üç ana döneme (İslamiyet’ten Önce Türk Edebiyatı, İslam Medeniyeti Tesiri Altında Türk Edebiyatı, Avrupa Medeniyeti Tesiri Altında Türk Edebiyatı) ayıran Köprülü, eserin giriş bölümünde edebiyat tarihinin gayesi hakkında açıklamalar yapar. Eser başlangıçtan XV. yüzyıla kadar olan dönemi ele alır. (Okumuş ve Şahin: 2010)

Eserin, son şeklini alışından sonra 76 yıl geçmesine rağmen hâlâ ilmî kıymetini muhafaza ettiğini söyleyen Nazım Hikmet Polat, eserin çok önemli iki hizmetinden bahseder:

1. Türkçeyi ve Türklüğü bir bütün olarak görüp Anadolu sahasından Azeri ve Çağatay lehçelerinin de Türk edebiyatı içinde yerini tespit

  2. Edebiyat tarihçiliğini “medeniyet tarihinin bir şubesi” (olarak) nitelemek suretiyle onun zeminine bir yöntem getirmek…” (Polat: 2002)

Bu büyük eser, ortaya koyduğu bilgiler kadar onların edebiyat tarihçiliği açısından veriliş yöntem ve metotlarını göstermesi/öğretmesi bakımından çok değerli ve özeldir. Zira edebiyat tarihimiz bugün hâlâ bu temel üzerine inşa edilmektedir.

33. KÖPRÜLÜ, Mehmed Fuad (2004), Edebiyat Araştırmaları 1, Ankara: Akçağ Yayınları.

İlk basımı 1966 yılında, müellifinin vefatından az önce yapılan eserin yayınlanma serüveni Fuad Köprülü’den öğrendiğimize göre Türk Tarih Kurumu Yeni Çağ Kolu’nun 22 Kasım 1958 tarihindeki toplantısında aldığı “dağınık ilmî makalelerin külliyat halinde basılması” kararı ile başlamıştır. Bu kararın ardından makaleleri üzerinde uzun uzun çalışma yapan Köprülü, dört ana kısma[5] ayırdığı çalışmalarından oluşacak külliyatın ilkini Edebiyat Tarihi olarak hazırlamıştır. Bu kararı alırken ilk çalışmalarının bu alanda olmasının etkili olduğunu ifade eden Köprülü, durumu şöyle izah eder: “Evet, mademki ilk araştırmalarım Türk edebiyatı sahasında idi ve bu, hayatım boyunca da tetkiki zaruri diğer yardımcı sahalar yanında esas olarak kalma mevkiini kaybetmemişti, o halde işe bunlardan başlamak doğru olacaktı!” (s. 20)

11 kısma ayrılan eser “Türk Edebiyatı Tarihinde Usul” adlı makale ile başlamaktadır. Sonra sırası ile “Türk Edebiyatının Menşe’i, Ozan, Bahşı, V-XVI. Asırlarda Türk Şairleri,Saz Şairleri: Dün ve Bugün, Türk Edebiyatında Âşık Tarzının Menşe’i ve Tekamülü, Türk Edebiyatının Ermeni Edebiyatı Üzerindeki Tesirleri, Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri, Aruz, Türklerde Halk Hikâyeciliğine Ait Maddeler” başlıklı yazılar yer almaktadır.

Eser sonunda oldukça geniş bir umumi indeks de bulunmaktadır.

    

34. KÖPRÜLÜ, Mehmed Fuad (2007), Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Yayına hazırlayan: Orhan M. Köprülü, Ankara: Akçağ Yayınları.

İlk baskısı 1918’de yapılan eserin ilk üç baskısı Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yapılmıştır. Müellifinin Köprülü’nün ilk büyük eseri olan Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (Köprülü 2004: 12) onun uzun yıllar çalışarak ortaya koyduğu önemli bir eserdir.

Bu eserin yazılış amacına kitabın “Başlangıç” kısmında yer veren yazar şöyle demektedir: “Bir tarihçi için senelerce evvel ileri sürdüğü bir faraziyenin, daha sonra meydana çıkan yeni vesikalarla kuvvetlenmesi kadar memnunluk veren hiçbir şey tasavvur edilemez; nitekim, Türk edebiyatının muhtelif devreleri ve muhtelif şubeleri hakkında tetkiklerde bulunurken, Ahmet Yesevi ile Yunus Emre’ye ve Türklerdeki halk tasavvuf edebiyatına ait birçok vesikalar elde ettik ki, bütün onları telif ve terkip ederek Türk edebiyatının milli zevki ve milli ruhu en çok gösterebilen bir kısmı hakkında şu monografiyi yazmaktan kendimizi alamadık.

Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere eser, Ahmet Yesevi ve Yunus Emre’yi odak olarak alan iki kısımdan oluşmaktadır. Her yönüyle Ahmet Yesevi’nin anlatıldığı, öncesine, tesirlerine, eserlerine, Türk edebiyatının durumuna ayrıntılarıyla yer verildiği birinci kısım altı bölümden oluşmaktadır. İkinci kısımda ise Yunus Emre’nin hayatı, tesirleri, eserleri yine ayrıntılarıyla dört bölümde anlatılmıştır.

Türk tasavvuf edebiyatının mihenk taşları sayılan bu iki ismine ayrıntılarıyla yer veren eser, konu hakkında başvurulacak en önemli eserlerin başında gelme özelliğini taşımaktadır.        

35. KÖPRÜLÜ, Mehmed Fuad, Şehabeddin Süleyman (1332), Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı, İstanbul: Tefeyyüz Kitabevi, Şirket-i Mürettibiyye Matbaası. (Levend 1988: 482)

Nazım Hikmet Polat’ın “Türklük” eğiliminin edebiyat tarihçiliği alanındaki ilk kıvılcımı olarak nitelendirdiği Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı “Menşelerden Nevşehirli İbrahim Paşa Sadaretine Kadar”ki dönemi ele alır. Edebiyat tarihçiliği adına ilk sağlam yöntem bilgisinin verildiği “Mukaddeme”de Lanson, Taine gibi Batılı bilim ve sanat adamlarının eserlerinin yanında Fuad Köprülü’nün “Türk Edebiyatı Tarihinde Usul” makalesi de kaynak gösterilir.

Osmanlı sahası Türk edebiyatını iki devreye bölen eser, Âşık Paşa’dan Âkif Paşa-Şinasi’ye kadar olan ve kaynağını Doğudan alan döneme birinci devir, Âkif Paşa’dan başlayan ve kaynağını Batıdan alan döneme de ikinci devir demektedir. Fakat eserde bu iki devir dışında başlangıçtan Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna kadar olan dönem de “Türkler” başlığı ile olabildiğince geniş bir şekilde anlatılmıştır. (Polat: 2002)

 

36. LEVEND, Agâh Sırrı (1988), Türk Edebiyatı Tarihi 1. Cilt, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Türk edebiyat tarihçiliğinin kurucusu kabul edilen Fuad Köprülü’den sonra alanda bir başka zirve, Agâh Sırrı Levend’tir. Yazarın, bundan önce kitaplaşan 27 eseri “Türk edebiyatı Tarihi” adlı eseri için, adeta, bir alt yapı olmuştur. Dördü antoloji, toplam on cilt olarak planlanan bu büyük eserin dokuz cildi, maalesef yazarın ömrünün yetmemesi sebebiyle basılamamıştır. (Polat: 2002)

İlk baskısı 1973’te yapılan ve “Türk Edebiyatı Tarihi (giriş)” adını alan bu cilt dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde “Edebiyat Tarihimizin Başlıca Sorunları”, ikinci bölümde “Edebiyat Tarihçisi gözüyle Edebi Eserlerimiz”, üçüncü bölümde “Arap ve Fars Edebiyatları” ve son bölümde de “Edebiyat Tarihimizin Başlıca Kaynakları” başlıklarından oluşan konular yer almaktadır.

Eserin yazılış amacını müellifi şu ifadelerle açıklamaktadır: “Bu giriş cildinin amacı, Türk edebiyatı tarihinin öteki ciltlerini okuyacak olanlara gerekli gördüğüm önbilgileri sunmaktır. İstedim ki, edebiyatımız üzerinde çalışmayı meslek edinen gençler, genellikle edebiyat meraklıları, geçmişin kalıntıları olan eski eserlerimizi tanımış, benim yıllar boyu kitaplıkları dolaşarak edindiğim bilgileri, fişlediğim kitapların nerede ve hangi kitaplığın hangi numarasında kayıtlı olduğunu zahmetsizce öğrenmiş olsunlar.” (s. XIX)

37. Mehmed Hayreddin (1330) [1358][6], Tarih-i Edebiyat Dersleri, Konya: Vilayet Matbaası. (Levend 1988: 481)

Alan olarak Osmanlı sahasını kabul eden edebiyat tarihlerimizden bir tanesi de Mehmed Hayreddin’in kaleme aldığı Tarih-i Edebiyat Dersleri’dir.

Yazar ele aldığı edebi şahsiyetleri “dil” çizgilerine göre değerlendirmiş, kendinden önceki edebiyat tarihlerini dildeki değişim sürecine uymadıkları için eleştirmiştir.

Türkçe söyleyişin iki devreden oluştuğunu söyleyen Hayreddin, ilk devreyi Yunus Emre’den Fuzuli’ye kadar olan zamanda gösterirken, ikinci devre için Yeni Lisan hareketini adres gösterir. Bu iki devre içinde ise Türkçeyi bulanıklaştıran üç devreden bahseder:

1. Fuzuli ve Baki’den sonra başlayıp Nedim’le biten devir

2. Nedim’le başlayıp Muallim Naci’yle biten devir

3. Naci’den sonra başlayıp Fecr-i Âti’yi de içine alan devir

Ayrıca yazar, Abdülhak Hamit Tahran ve Tevfik Fikret’i de Türkçeye katkı sağlayan müstakil şahsiyetler olarak tanıtır. (Polat: 2002)

38. OĞUZ, M. Öcal (2006), Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Ankara: Grafiker Yayınları.

İlk baskısı aynı yayınevi tarafından 2004 yılında yapılan eser, halk edebiyatı tarihinin, başlangıçtan günümüze kadarki gelişimini ve değişimini ele almış, ayrıca bu alanda çalışmak isteyenlere yol gösterecek kimi yöntemlere de yer vermiştir.

Eser, M. Öcal Oğuz editörlüğünde, oldukça geniş denilebilecek bir yazar kadrosu ile ekip çalışmasının önemli bir örneğidir.

Sekiz bölümden oluşan eserin ilk bölümü “Kaynaklar” başlığını almış ve halk edebiyatının sözlü ve yazılı tüm kaynakları bu bölümde ayrıntılarıyla işlenmiştir. Halk edebiyatı araştırmalarının tarihi ikinci, yöntemleri ise üçüncü bölümde anlatılmıştır. Daha sonra halk edebiyatı; “anonim, âşık, tekke ve tasavvuf edebiyatı” olarak üç ayrı bölümde irdelenmiştir. “Halk Şiirinde Tür ve Şekil” başlığını alan yedinci bölümün ardından “Gelenekten Geleceğe Halk Edebiyatı” başlığıyla son bölümde halk edebiyatı geniş bir yelpazede ele alınmıştır. Eserin sonundaki geniş kaynakça da konuyla ilgili olanlar için önemli bir hizmettir.

39. OKAY, M. Orhan (2005), Batılılaşma Devri Türk Edebiyatı, İstanbul: Dergâh Yayınları.

Orhan Okay eserinde ilk olarak, XIX. asırda düşünce alanında meydana gelen ve daha sonra edebiyatımızı da etkileyen değişmelerden söz eder. Daha sonra “Batılılaşma Devri Türk Edebiyatı” başlığı altında edebiyat gruplarına; şiir, hikâye ve roman, tiyatro, mensur şiir, edebi tenkit gibi türlere; bu türlerin gelişimine ve bu türlerde işlenen temalara temas etmektedir.

Yeni edebiyatı Şinasi ile başlatan yazar, “büyük bir yazar”, “usta bir şair” olmadığını söylediği Şinasi’nin, dönemin ilk’lerinin insanı olması sebebiyle önemli olduğunu belirtir. (Okumuş ve Şahin: 2010)

40. OKTAY, Ahmet (1990), Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı 1923-1950, Kültür Bakanlığı Yayınları. (Parlatır vd. 2006: 552)

Ahmet Oktay eserinde, edebiyata farklı bir bakış açısından bakıp, ortamını ve arayışlarını sol bakış açısıyla resmettikten sonra dönemin ediplerini alfabetik sıra ile incelemeye tâbî tutar. (Polat: 2002)

41. Orhan Rıza (1934), Türk Edebiyatı Tarihi –Kaynaklardan Bugüne Kadar-, İstanbul: Suhulet Basımevi.

Yazar eserinin ön sözünde, kendinden önceki edebiyat tarihlerinin eksik, dağınık ya da metinlerle doldurulmuş olması sebebiyle öğrencilerin ders ve sınav hazırlıklarında sorun yaşadıklarını, bu eserin de bu sorunları gidermek amacıyla uzun ve zahmetli bir çalışmanın ardından oluştuğunu söylemektedir.

Eser 10 bölümden oluşmaktadır: 1. İslamlıktan Önce Türkler 2. İslam Medeniyeti Tesiri Altında Türk Edebiyatı 3. Türkistan’da Tasavvuf  4. İslamlıktan Sonra Tahrir Lehçeleri 5. Osmanlılar Devrinde Türk Lisan ve Edebiyatı 6. Batı Medeniyeti Çevresinde Türk Edebiyatı 7. Servet-i Fünun ve Muakkibleri 8. Batı Medeniyeti Çevresinde Şimal Türklerinin Edebiyatı 9. Halk Edebiyatı veya Zümre Edebiyatı 10. Methodologie-Edebi Usuller ve Metinlerin Tetkiki. (Levend 1988: 488)

42. ÖNAL, Mehmet (1999), En Uzun Asrın Hikâyesi –Yeni Türk Edebiyatına Teorik Bir Yaklaşım-, Ankara: Akçağ Yayınları.

Mehmet Önal’ın kaleme aldığı eser, yazarının ifadesiyle; “on sekizinci asrın sonundan bugüne kadar gelişen edebiyatımızı konu alır.” (s. 1) Yazarın, yeni Türk edebiyatı ile sınırlı tuttuğunu söylediği En Uzun Asrın Hikâyesi; Edebiyat Kavramı, Edebiyat Sanatı, Edebiyat Bilimi, Yeni Türk Edebiyatında Metot, Edebiyatın Yeni Ufukları başlıklarını taşıyan beş bölümden oluşmaktadır.

Eserdeki amacını Mehmet Önal şu ifadelerle açıklamaktadır: “Bu ilgiyle değişen ve gelişen şartları anlayabilmek; sayısı zaman zaman çok farklı ölçülere ulaşan kaynak tarama işini özendirmek; konunun ana hatlarıyla öğrenimini kolaylaştırmak; muhataplarımızı yeni Türk edebiyatı ile alakalı genel bilgileri derli toplu bir şekilde aktaran eserlere yöneltmek… Bunlara ulaşmaya çalıştık.” (s. 2)

XVIII. asırdan itibaren özelde yeni Türk edebiyatının gelişimini konu alan eser, yeni bakış açısı, edebiyatta metot arayışlarıyla önemli bir kaynaktır.

43. ÖZÖN, Mustafa Nihat (1934), Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Devlet Basımevi.

Eser “Yenilik Mübeşşirleri” başlığını taşıyan bir girişle başlar. Daha sonra yazar türler üzerinden bir tasnife giderek; nazım, tiyatro, roman, tarih, coğrafya ve seyahat, edebiyat tarihi ve tenkit, mektup ve hatıra, felsefe, hitabet, gazetecilik türlerini ayrı ayrı incelemiş, alanların başlıca kişilerinin üzerinde durarak eserlerinden örnekler vermiştir. Örneğin nazım bölümünde; Pertev Paşa, Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ekrem, Hamit, Naci gibi isimlere yer vermiştir. (Levend 1988: 488)

44. ÖZÖN, Mustafa Nihat (1941), Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Maarif Matbaası.

1941 yılında yayınlanan eser müellifinin ifadesiyle; “…Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi esas tutularak ve 1930’dan bugüne kadar elde edilen tecrübelere göre lüzumlu görülen değişiklikler  ve ilaveler yapılarak yazılmıştır.” (s. III.)

Eser başlangıç kısmından sonra on kısımdan oluşmaktadır.Başlangıç kısmında Köprülü’nün üçlü tasnifi yapıldıktan sonra Batı medeniyeti yönünde yol alan edebiyat tarihinin yenilik hareketlerine değinilmiştir. Daha sonraki on kısım edebiyat ve ona yakın alanların türlerinin gelişimini anlatmaktadır. Türler şu sıra ile ele alınmıştır: Nazım (17-126), tiyatro (127-195), roman (196-295), tarih (296-322), coğrafya ve seyahat (323-345), edebiyat tarihi ve tenkit (346-369), mektup ve hatırat (370-389), felsefe (390-399), hitabet ve gazetecilik (400-441), dil meselesi (442-453).  

45. PARLATIR, İsmail vd. (2006), Tanzimat Edebiyatı, Ankara: Akçağ Yayınları.

İsmail Parlatır’ın ifadesi ile; “edebiyat tarihimizin bir çığırına veya dönemine ışık tutmayı amaçlayan bu çalışma” Tanzimat’la şekillenen yeni bir zihniyetin oluşturduğu edebiyatın oluşum sürecini anlatmaktadır.

Çalışmada, Tanzimat edebiyatının oluşumunda önemli pay sahibi olan isimler, bu isimler üzerinde yıllarca çalışmış, uzman kişilerce ve ayrı ayrı incelenmiştir. Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tahran, Sami Paşazade Sezai, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci eserde bu yöntemle incelenen isimlerdir.

Ayrıca, dönemin dili bir Türk dili profesörü olan Ahmet Bican Ercilasun tarafından, dönemin gramer yapıları dikkate alınarak incelenmiş ve böylece eser benzerleri arasında, böylesi farklı bir bakış açısıyla da kendine özel bir yer bulmuştur.

46. SEVÜK, İsmail Habib (1924), Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi, İstanbul Matba-i Âmire. (Parlatır vd. 2006: 405)

Cumhuriyet döneminde yayınlanan ilk edebiyat tarihi olma özelliğini taşıyan eser edebiyat tarihimizi Fuad Köprülü gibi üç döneme ayırmıştır. Diğer edebiyat tarihlerinden ayrılan yönü ise Fransız edebiyatının edebiyatımız üzerindeki etkilerine önemle değinmesidir. Aynı eser daha sonra “Edebi Yeniliğimiz” (1932), “Yeni Edebi Yeniliğimiz” (1940) adlarıyla küçük değişikliklerle tekrar yayınlanmıştır. (Okumuş ve Şahin: 2010)

 

47. SEVÜK, İsmail Habib (1940), Avrupa Edebiyatı ve Biz, İstanbul: Remzi Kitabevi.

17. yüzyıldan bu yana edebiyat tarihimizin Batı edebiyatı ile olan ilişkisinin, etkileşiminin gözler önüne serildiği eser, iki cilt olarak yayınlanmıştır. Cumhuriyet’ten sonraki ilk edebiyat tarihimizin yazarı tarafından kaleme alınan eser için Nazım Hikmet Polat şunları söylemektedir: “İsmail Habib Sevük’ün edebiyat tarihçiliğimiz üzerinde duranların yeterince dikkate almadıklarına inandığımız asıl eseri Avrupa Edebiyatı ve Biz (1. C. 1940, II. C. 1941) adlı eseridir. Bu kitap sadece Türkçedeki Batıda tercüme faaliyetlerini gözler önüne seren tarafıyla değil, XVII. yüzyıldan itibaren bütün Batı edebiyatları ile Türk edebiyatını eş zamanlı vererek okuyucuya bir mukayese imkânı sağlamasıyla, hatta bilim tarihi konulu bilgileriyle, şahıslar yerine ancak kurulların yapabileceği çapta bir hizmettir. Yayımlanışı üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçtiği halde sahasının hâlâ tek abidesi gibi duran bu eserin belki, tek eksiği, Batı edebiyatının Türk edebiyatına neleriyle ve nasıl model olduğunu yeteri kadar göstermemesidir.” (Polat: 2002)     

48. Şehabeddin Süleyman, (1328), Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniyye, İstanbul: Sancakcıyan Matbaası. (Parlatır vd. 2006: 405)

Şehabeddin Süleyman’ın 1910’da yayımlanan bu eserinde, eserin idadilerin 6. ve 7. sınıfları için yazıldığının belirtildiğini söyleyen Nazım Hikmet Polat eserle ilgili şu bilgileri vermektedir: “Şehabeddin Süleyman’ın Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye’sinin başında ‘Sanatın Teşekkülü’, ‘Osmanlı Lisanı’, ‘Edvar-ı Edebiye’, ‘Tasavvuf’ gibi konular hakkında 22 sayfa hacminde bilgiler verilmiştir. Yazarın bildirdiğine göre bu bahislerden ilki Batılı estetikçilerden Eugene Veron’dan, üçüncüsü ise Emile Faguet’ten mealen alınmıştır. Adı geçen iki estetikçi de Türkiye’de daha önce tanınıyordu. Fakat edebiyat tarihi vadisinde onlara istinaden bir yol inşası ilk defa bu eserle olmuştur. Başka bir söyleyişle Batılı yöntemin ilk izleri bu eserdedir.” (2002)

Osmanlı sınırlarındaki edebiyatın üç devreye ayrılabileceğini söyleyen Süleyman, birinci devre için Hicri XII. asrın sonlarıyla XIII. asrın başlarına yani, XIX. yüzyıla kadarki zamanı gösterir. Sonraki yılları ikinci devre olarak belirten Süleyman, Edebiyat-ı Cedide için üçüncü devre ifadesini kullanır. Günümüze kadar tekrarlanan bir anlayış olan ikinci ve üçüncü devre arasındaki Muallim Naci ve takipçilerini “Fetret-i Edebiye” olarak kabul ediş bu eser için de geçerlidir. (Polat: 2002)

49. TANPINAR, Ahmet Hamdi (2009), XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Yayıma hazırlayan: Abdullah Uçman, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü’nün başına geçirildikten sonra hazırlamaya başladığı eseri iki cilt olarak planlamış fakat sadece ilk cildi yayınlayabilmiştir. (s. 9) Mehmet Kaplan’ın ikinci cildin yayınlanmamasından kaynaklanan birtakım eksikliklerin bulunduğunu söylediği eser (Bozdoğan 1998: 173) Tanpınar’a özgü bir şekilde kaleme alınmış ve benzerlerinden oldukça farklı olmuştur. Eserde Tanpınar’ın, “ilmî olmaktan çok sanatkârane yorumları ve üslubu” (s.9) dikkati çekmektedir.

Eser, divan şiirinin özelliklerinin anlatıldığı uzun bir girişin ardından “Garplılaşma Hareketlerine Umumi Bir Bakış” başlığı altında Lale devrinden Tanzimat’a kadar olan Batılılaşma hareketlerinin anlatılmasıyla başlar.

Bundan sonra iki bölüme ayrılan eserin ilk bölümü “XIX. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatı” ismini alır ve divan edebiyatı, halk edebiyatı şahıs ve eserlerine yer verir. “Tanzimat Seneleri” ile başlayan ikinci bölümde ise, adeta, Şinasi odak noktası olarak ele alınır, dönemin eser ve şahsiyetleri, tarihsel süreç de dikkate alınarak, Şinasi merkezli incelenir.

Eserin eksik kalan bibliyografya kısmı ise sonraki basımlarda ayrıca tamamlanmıştır.

50. Türk Dünyası El Kitabı (1992-1998), 4 Cilt, Ankara: TKAE Yayınları. (Halman vd. 2006: 740)

İlk baskısında (1976) Türkçenin ve Türk edebiyatının tarihi gelişiminin anlatıldığı ikinci bölüm, 1992 yılında 3. cilt olarak müstakil bir şekilde ve farklı isimlerin imzasıyla yayınlanmıştır. Üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerine yardımcı kitap amacıyla hazırlanan eser, 27 bilim adamı tarafından dört bölüm halinde vücuda getirilmiştir. Birinci bölüm; “Destanlardan X. Yüzyıla Kadarki Edebiyat”a, ikinci bölüm; Türkiye’deki Halk Edebiyatı”na, üçüncü bölüm; “Yeni Türk Edebiyatı” başlığı ile XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın ilk yarısına kadarki Türkiye Türklüğü’nün edebiyatına ve son bölüm de; 11 ayrı coğrafi sahadaki “Türkiye Dışı Türk Edebiyatı”na ayrılmıştır. (Polat: 2002)

51. YALÇIN, Alemdar, Gıyasettin Aytaş (2008), Çocuk Edebiyatı, Ankara. Akçağ Yayınları.

Uzun yıllar öğretmenlik yapan Alemdar Yalçın ve Gıyasettin Aytaş tarafından, ülkemizde ancak 19. yüzyılda gündeme gelen “çocuk edebiyatı” konusunda var olan boşluğu doldurmak adına bir katkı sağlamak için, hazırlanan bu eser, yedi bölümden oluşmaktadır.

Çocuk edebiyatının tanımı ve ülkemizdeki ve dünyadaki gelişiminin anlatıldığı birinci bölümün ardından “Çocuk Edebiyatının Genel Nitelikleri” başlıklı ikinci bölüm, “Çocuk Kitaplarında Bulunması Gereken Özellikler” başlıklı üçüncü bölüm gelmektedir. Dördüncü bölümde, çocuk edebiyatı, edebi türler açısından ele alınmış, beşinci bölümde ise çocuk öykü ve romanları hakkında geniş bilgilere yer verilmiştir. Altıcı bölüm, şiir ve tiyatronun da içinde bulunduğu diğer çocuk edebiyatı türlerini ele almıştır. Çocuk gazete ve dergileri konusunun işlendiği son bölümde birçok gazete ve dergi tanıtılmıştır.

Kavram olarak edebiyatımıza oldukça geç dahil olan çocuk edebiyatı konusunda önemli bir başvuru kaynağı olan eser varolan büyük boşluğu doldurmak için yeterli olmasa da ihtiyaç duyulduğunda başvurulabilecek bir eser olması bakımından oldukça önemli bir kaynaktır.

52. YETİŞ, Kâzım (2007), Dönemler ve Problemler Aynasında Türk Edebiyatı, İstanbul: Kitabevi Yayınları.

Eser, yazarın daha önce yazdığı makalelerden meydana gelmektedir. Tanzimat’tan sonra edebiyatımıza giren edebiyat tarihi, antoloji, tenkit gibi türlerin gelişimi ve nesirde meydana gelen değişimi anlatan yazar, Cumhuriyet dönemi edebiyatını; şiir, hikâye ve roman, tiyatro, deneme, halk şiiri başlıkları altında incelemektedir. Ayrıca Kâzım Yetiş,  Cumhuriyet dönemi şiirinde hem b u dönemde adı geçen şiir anlayışlarını hem de şairlerin doğum yıllarını dikkate alarak bir tasnif yatar.

Edebiyat tarihi sayılabilecek kitaplarda adına rastlayamayacağımız yazarların birçoğunun yer aldığı kitabın son kısmını “Kıbrıs Türkleri Edebiyatı” ve 160 sayfaya yakın bir yer tutan “Türkiyat Enstitüsü Kütüphanesindeki Tezlerin Bibliyografyası” oluşturmaktadır. (Okumuş ve Şahin)

SONUÇ

Mehmed Fuad Köprülü ile sistemli bir hale gelen edebiyat tarihi yazıcılığı, günümüze hızla değişerek ve gelişerek ulaşmıştır. Tezkirecilikten edebiyat tarihçiliğine uzanan bu serüven bizi birçok önemli yazar ve eserle tanışma imkânına sevk etmiştir. Bu geniş yelpaze içinde kimi zaman edebiyatımızı tümüyle ele alan eserlerle karşılaştık, kimi zaman da sadece bir dönemi, bir yüzyılı, bir  edebi türü inceleyen edebiyat tarihlerini gördük, inceledik.

Bu eserler içinde büyük bir kısmı, başlangıç aşamasında tasarlandığı gibi geniş olamamış ve ne yazık ki, tek ciltle sınırlı kalmışlardır. Bununla birlikte Ahmet Kabaklı’nın edebiyat tarihi üç cilt olarak planlanmış fakat yazarın zamanla edindiği bilgiler sonunda beş cilt olarak tamamlanmıştır.

Edebiyat tarihi yazarlığının günümüze gelindikçe farklı bir çehre kazandığını da gözlemleme imkânı bulduk. Özellikle edebiyatımızı bütün halinde ele alan eserlerde bu iş bir ekip çalışması halini almıştır. Alanlarında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınan bu eserlerimizde, konuların daha detaylı ve çok yönlü ele alındığını ve bu konuda önemli bir ilerlemenin söz konusu olduğunu görüyoruz.

Burada, ancak, küçük bir kısmını ele alabildiğimiz edebiyat tarihlerimiz, aslında milletimizin gelişim çizgisini açıkça ve tüm yönleriyle gözler önüne sermektedir. Bu yönüyle de oldukça büyük önem arz eden bu eserlerimizin, edebiyatımız devam ettikçe –ki, bunun aksi mümkün değil- sürekli yenileneceklerini düşünüyoruz.

  KAYNAKÇA

AKALIN, Şükrü Halûk vd. (2005), Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dil Kurumu.

AYATA, Yunus (2005), “Nihad Sami Banarlı’nın Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nin Edebiyat Tarihi Metodolojisi Açısından Değerlendirilmesi”, Arayışlar Dergisi, Yıl:8, Sayı: 15.

BANARLI, Nihad Sami (1971), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.

BOZDOĞAN, Ahmet (1998), “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nin Edebiyat Tarihi Metodu Açısından Değerlendirilmesi”, Türklük Bilimi Araştırmaları, Sayı: 6, Sivas.     

HALMAN, Talat Sait vd. (2006), Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

KÖPRÜLÜ, Mehmed Fuad (2004), Edebiyat Araştırmaları 1, Ankara: Akçağ Yayınları.

LANSON, G. (1937), İlimlerde Usûl: Edebiyat Tarihi, (Çev. Yusuf Şerif), İstanbul: Remzi Kitabevi.

LEVEND, Agâh Sırrı (1988), Türk Edebiyatı Tarihi 1. Cilt, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

OKAY, M. Orhan (2006), “Abdülhalim Memduh’tan Ahmet Hamdi Tanpınar’a Edebiyat Tarihlerinde Yenileşmenin Sınırları”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 8.

OKUMUŞ, Salih, İdris Şahin (2010), “Tanzimat’tan Günümüze Edebiyat Tarihi Yazarlığı ve Edebiyat Tarihleri Üzerine Bir İnceleme”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 3, Yayım: 14.

PARLATIR, İsmail vd. (2006), Tanzimat Edebiyatı, Ankara: Akçağ Yayınları.

POLAT, Nazım Hikmet (2002), “Türk Edebiyatı Tarihçiliği Çalışmalarının Neresindeyiz?”, Beşinci Türk Kültürü Uluslararası Bilgi Şöleni, 17 Aralık 2002, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi. (http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20EDEBIYATI/14.php)



[1] Edebiyat tarihi tanımları için bkz.: (Lanson 1937: 6-7; Levend 1988: 3)

[2] Bölümlerden, Servet-i Fünun Dışındaki Edebiyat’ta “mizah ve hiciv”, Fecr-i Âti Devri’nde ise “mizah ve hiciv” ile “edebi tenkit” alt başlıkları bulunmamaktadır.

[3] Geniş bilgi için bkz.: (Okay 2006: 13)

[4] Sözü edilen çalışmalar 26, 27, 28, 29 sıra sayılı komisyon eserleridir.

[5] Bu dört kısım şunlardır: Tarih, Hukuk, Din Tarihi, Edebiyat Tarihi. Geniş bilgi için bkz.: (Köprülü 2004: 19)

[6] Agâh Sırrı Levend bu tarihin şemsi olabileceğini söyler.